<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sait ÇAMLICA Kitapları</title>
	<atom:link href="http://kitap.saitcamlica.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://kitap.saitcamlica.com</link>
	<description>Bir başka WordPress blogu.</description>
	<lastBuildDate>Sat, 07 May 2011 21:41:05 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Kur&#8217;an Alfabesi mi, Ahlakı mı?</title>
		<link>http://kitap.saitcamlica.com/kuran-alfabesi-mi-ahlaki-mi/</link>
		<comments>http://kitap.saitcamlica.com/kuran-alfabesi-mi-ahlaki-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 May 2011 16:49:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitaplar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitap.saitcamlica.com/?p=73</guid>
		<description><![CDATA[“Dindar bir insan yetiştirmek!” denilince, her yerde aynı klasik süreç takip ediliyor. “Allah bir!” demeye alıştırılır çocuklar. Sonra Kur’an alfabesi öğretilir. Namaz sureleri, Yasin, Tebareke ve Amme cüzleri ezberletilir. Özellikle Hafız olmasını sağlayabilmişse aile, en büyük başarı elde etmiş olmanın mutluluğunu yaşar.
“Namaz, dinin direğidir!” Hadisi merkezli, beş vakit namaz kılmaya alıştırabilmek için çok büyük çaba [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://kitap.saitcamlica.com/wp-content/themes/sckitap/images/kuranalfabesikapak_resize.jpg"><img class="alignleft" src="http://kitap.saitcamlica.com/wp-content/themes/sckitap/images/kak.jpg" alt="" width="118" height="164" /></a>“Dindar bir insan yetiştirmek!” denilince, her yerde aynı klasik süreç takip ediliyor. “Allah bir!” demeye alıştırılır çocuklar. Sonra <em>Kur’an alfabesi</em> öğretilir. Namaz sureleri, Yasin, Tebareke ve Amme cüzleri ezberletilir. Özellikle H<strong>afız</strong> olmasını sağlayabilmişse aile, en büyük başarı elde etmiş olmanın mutluluğunu yaşar.</p>
<p>“Namaz, dinin direğidir!” Hadisi merkezli, beş vakit namaz kılmaya alıştırabilmek için çok büyük çaba sarf edilir. Genç, beş vakit namaz kılıyorsa, artık din eğitiminin zirvesine ulaşmış bir insan yetiştirmiş oluyoruz.</p>
<p>Bu süreç, cemaat ve tarikatlar dahil, tüm dindarlarda nerdeyse bu çerçevede ilerliyor. Beş vakit namaz kılan, parası varsa hacca giden, Ramazan orucunu mutlaka tutan bir Müslüman, hayatın diğer alanlarında “Müslüman’ca” duruşlar göstermiyorsa, ortada çok ciddi bir problem var demektir.</p>
<p><strong>Eğer bu eğitim modeli / süreci doğru ise; </strong></p>
<p>Namazını Allah ile kılıp, Ticaretini şeytan ile / şeytanca yapan Müslümanların çoğalmasının sebebi ne?</p>
<p>Orucunu Allah ile tutup, akşama kadar ağzına lokma koymayan, teravih namazını geçirmeyen insan, komşusundan aldığı borç parayı geri ödemiyorsa, hafızlığını nereye koyacağız?</p>
<p><strong>Kur’an Alfabesini</strong> öğrenip, <strong>Kur’an Ahlakını</strong> ihmal etmiş olmamızın bedelini ağır ödüyoruz.</p>
<p>Bu kitap, ihmal edilen <strong>Kur’an Ahlakı</strong> üzerine yeniden düşünülmesi için kaleme alınmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitap.saitcamlica.com/kuran-alfabesi-mi-ahlaki-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>12</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Allah Çocuk Yakmaz</title>
		<link>http://kitap.saitcamlica.com/allah-cocuk-yakmaz/</link>
		<comments>http://kitap.saitcamlica.com/allah-cocuk-yakmaz/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jun 2010 14:42:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitaplar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitap.saitcamlica.com/?p=64</guid>
		<description><![CDATA[
Çocuk ve Din konusunu işlemeye çalıştığım bu kitabıma, “Allah Çocuk Yakmaz!” adını vermek zorunda hissettim kendimi. Hem kendi yetişme sürecimde hem de çevremde ki birçok dindar insanın, en büyük sıkıntılarından birisinin bu olduğunu gözlemledim.
Sevdirerek değil, korkutarak din anlatma hatası yapıldı yıllarca.
Rahman ve Rahim olan Allah (cc), “Allah (cc) cayır cayır yakacak!” diye anlatıldı çocuklara.
Allah çocukları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://kitap.saitcamlica.com/wp-content/themes/sckitap/images/acy.jpg"><img class="alignleft" title="Allah Çocuk Yakmaz" src="http://kitap.saitcamlica.com/wp-content/themes/sckitap/images/acyk.jpg" alt="" width="118" height="164" /></a></p>
<p><strong>Çocuk ve Din</strong> konusunu işlemeye çalıştığım bu kitabıma, <strong>“Allah Çocuk Yakmaz!”</strong> adını vermek zorunda hissettim kendimi. Hem kendi yetişme sürecimde hem de çevremde ki birçok dindar insanın, en büyük sıkıntılarından birisinin bu olduğunu gözlemledim.</p>
<p><strong>Sevdirerek</strong> değil, <strong>korkutarak</strong> din anlatma hatası yapıldı yıllarca.</p>
<p><strong>Rahman</strong> ve <strong>Rahim</strong> olan Allah (cc), <em>“Allah (cc) cayır cayır yakacak!”</em> diye anlatıldı çocuklara.</p>
<p>Allah çocukları yakmaz!</p>
<p>Ancak çocuklara, <strong>“Allah (cc) yakar!”</strong> diyerek, onları Allah’tan (cc) uzaklaştıranların işi o kadar kolay değil.</p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em>Çocukları camiye sokmak marifet değildir.</em></strong></p>
<p><strong><em>Marifet, camiyi çocukların kalbine sokmaktır.</em></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitap.saitcamlica.com/allah-cocuk-yakmaz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>13</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anne Katili Nasıl Yetişir ?</title>
		<link>http://kitap.saitcamlica.com/anne-katili-nasil-yetisir/</link>
		<comments>http://kitap.saitcamlica.com/anne-katili-nasil-yetisir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Apr 2010 21:51:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitaplar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitap.saitcamlica.com/?p=14</guid>
		<description><![CDATA[“Çocuk ve Şiddet” konusu, çocuk merkezli değil, çocuğun çevresi merkezli incelenmesi gereken bir konudur.
Sorunları gördüğümüz zaman, “Nerde bu Devlet?” demeyi çok seven bir milletiz. “Çocuk ve Şiddet” konusu bir “Devlet” sorunu değil, “Evlat” sorunudur.
Sorunun sebebi Devlet değil, ailedir. Her şeyin temeli ailede başlar. Şiddetin tohumunun ailede döllendiğini unutmamalıyız. Aile, şiddet tohumunu bazen elleriyle dikiyor çocuklarının [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://kitap.saitcamlica.com/wp-content/themes/sckitap/images/ak.jpg"><img class="alignleft" title="Anne Katili Nasıl Yetişir ?" src="http://kitap.saitcamlica.com/wp-content/themes/sckitap/images/akk.jpg" alt="" width="118" height="164" /></a>“Çocuk ve Şiddet” konusu, çocuk merkezli değil, çocuğun çevresi merkezli incelenmesi gereken bir konudur.</p>
<p>Sorunları gördüğümüz zaman, “Nerde bu Devlet?” demeyi çok seven bir milletiz. “Çocuk ve Şiddet” konusu bir “Devlet” sorunu değil, “Evlat” sorunudur.</p>
<p>Sorunun sebebi Devlet değil, ailedir. Her şeyin temeli ailede başlar. Şiddetin tohumunun ailede döllendiğini unutmamalıyız. Aile, şiddet tohumunu bazen elleriyle dikiyor çocuklarının zihnine. Bazen medya vasıtasıyla şiddet tohumlarının çocuklarının zihnine ekilmesine seyirci kalıyor. Anne baba çocuğunu bazen kendi elleriyle zehirlerken, bazen de zehirlenmesine engel olmama hatası yapıyor.</p>
<p>Allah (cc) katil çocuk yaratmaz. Doğuştan katil insan yoktur. Öyleyse insanın yetişme sürecini gözden geçirmeye mecburuz. Kim, nerde, hangi hataları yapıyor da, bir melek kadar tatlı ve masum olan bir bebek, katil olabiliyor büyüyünce.</p>
<p>İlk çalışmam olan “Çocuk Eğitiminde 33 Hata” kitabının önsözünde, Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? diye başlamıştım.</p>
<p>Melek kadar masum, melek kadar tatlı, melek kadar günahsız olarak dünyaya gelen bir çocuk, “Anne katili” olabilecek kadar canileşebiliyorsa, bizler çocukları suçlamadan önce yetişme sürecini sorgulamalıyız.</p>
<p>Cinayetin her türlüsü kötüdür. Ancak “Anne katili” çocukların sayısının artması herkesi düşündürmeli. Annesine el kaldıran bir genci hangi kanun hangi emniyet müdürü hangi yasalarla zapt edebilir? Anne – baba en önemli duvardır. O duvar yıkılırsa, yıkıntının altında sadece anne baba kalmaz.</p>
<p>Sabır ve Merhamet Eğitimi</p>
<p>Cezaevlerinde verdiğim konferanslar, mesleğime bakış açımı değiştirmeme sebep oldu. Hayatları mahvolmuş gencecik insanların karşısında konuşurken kendimi tuhaf hissettim.</p>
<p>Birçoğu anlık öfke patlaması yüzünden içeride yatıyordu. Bir anlık sinirle arkadaşını bıçaklayan, silahla öldüren gençlerin hayatı mahvoluyor. Kimi darptan, kimi cinayetten, kimisi de hırsızlık suçundan içerde yatıyor.</p>
<p>Ben öğretmenliğe başladığım zaman o gençlerin büyük bir kısmı ilköğretim ve lise öğrencileriydi. Ben kendimi ve öğretmenliğe bakış açımı sorguladım. Öğrencilerimi sabırlı ve / veya merhametli olmanın ne kadar önemli olduğunu öğretmek adına ne yaptığımızı sorgulamaya başladım.</p>
<p>Bir gence sabırlı olmayı öğretmek, ona Matematik öğretmekten daha önemli değil mi?</p>
<p>Bir gence merhametli olmayı öğretmek, ona Tarih ezberletmekten çok daha önemli değil mi?</p>
<p>Hırsızlık yaptığı için hapse düşen gençleri düşündüm. Alın teriyle helal para kazanma bilincini gençlere öğretmek için biz ne yapıyoruz?</p>
<p>Hapse düşen gençlerin bir kısmı içerde kendini sorgulayıp toparlıyor. Ancak sürekli cezaevlerinde çalışan arkadaşların söylediğine göre, önemli bir kısmı dışarı çıktıktan sonra tekrar suça bulaşıp içeri giriyor.</p>
<p>Suça bulaşmış çocukları / gençleri düzeltmek imkansız değil elbette. Ancak ne kadar zor, masraflı ve yıpratıcı bir süreç olduğunu sürekli mahkumlarla çalışan arkadaşlardan dinledim.</p>
<p>Bir insan suç işleyip cezaevine düşünce sadece kendisi mahkum olmuyor. Annesi, babası, kardeşleri, eşi ve çocukları da mahkum oluyor. Her cezaevi konferansına gidişimde, kapının önünde bekleyen insanların yüzlerine bakarım. Yetmiş yaşında bir anne sabahın ilk ışıklarıyla sıraya giriyor. Öğlene kadar soğukta, karda, yağmurda sıra bekliyor. Öğlen saatlerine yakın içeri giriyor. Birçok aramadan sonra evladını demir parmaklıklarının arasında görüyor. Yirmi dakikalık bir görüşmenin ardından gözyaşlarıyla dışarı çıkıyor. Yine yetmiş yaşına dayanmış, elinde bastonuyla yaşlı babaları görüyorum cezaevi kapılarında. Evlatlarını birkaç dakika görmek için saatlerce sıra bekliyorlar.</p>
<p>Gencecik eşleri kucaklarında yavrularıyla görünce daha çok üzülüyor insan. Daha otuz yaşına bile gelmemiş, biri kucağında biri elinde iki çocuğuyla sabahın ilk ışıklarında sıraya giren eşler var. Birkaç dakika eşini görmek için saatlerce sıra bekliyor. Görüşmeden sonra o çocukların psikolojisi nasıl olur bilmiyorum.</p>
<p>Görüşmeden sonra dışarıdakilerin gözü yaşlı oluyor genelde. Ya içeridekiler? Annesini, babasını, eş ve çocuklarını yolcu edip koğuşlarına döndükten sonra gözyaşlarını saklamak için çok çaba sarf ettiklerini biliyorum.</p>
<p>Bir insanın suç işleyip cezaevine düşmesi, sadece suçu işleyen acı çektirmiyor. Sadece suçlu mahkum olmuyor. Tüm aile mahkumiyet hayatı yaşıyor adeta. Biri içerde mahkum, diğerleri dışarıda. Bu gözlemimi eşi içerde olan bir tanıdığımla paylaşınca, “Doğru diyorsunuz hocam! Biz bedenen dışarıdayız ama gönlümüz mahkum!” demişti.</p>
<p>Bu kitap çalışması suça bulaşmış, cezaevine girip çıkan insanları kurtarmanın formülleriyle dolu değil. Bu kitap çalışmasının asıl amacı, bugünün çocuklarını korumak.</p>
<p>“Bugünün çocukları yarınların mahkumu olmasın!” diye yazılmış bir kitap var elinizde.</p>
<p>“Anne katili nasıl yetişir?” başlığıyla kitabın yayınlanmış olmasının en önemli sebebi, anne cinayetlerinin şiddetin zirvesi olmasıdır. Zirveye dikkatleri çekerek, zirveye çıkan yoldaki eksikleri göstermek istedim.</p>
<p>Diğer kitaplarımdan bazı yazıları bu kitapta da yayınladım. Özellikle “Çocuklar Ayak İzlerinizi Takip Eder” kitabında yayınladığım “Çocuk ve Şiddet” konusuyla ilgisi olan yazılarıma, bu kitapta da yer verdim. Konu bütünlüğü açısından faydalı olacağını düşündüm.</p>
<p>Fikir, görüş, tavsiye, eleştiri ve değerlendirmeleriniz için www.saitcamlica.com sitesinden veya saitcamlica@gmail.com adresinden bana yazabilirsiniz.</p>
<p>Faydalı olması temennisiyle…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitap.saitcamlica.com/anne-katili-nasil-yetisir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>12</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Stresli İman</title>
		<link>http://kitap.saitcamlica.com/stresli-iman/</link>
		<comments>http://kitap.saitcamlica.com/stresli-iman/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Apr 2010 21:49:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitaplar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitap.saitcamlica.com/?p=11</guid>
		<description><![CDATA[Bu kitap bir “iman” sorgulama kitabı değildir. İnançlı bir insanın stres karşısında ki tutumunu sorgulamak için yapılmış bir çalışmadır.
“İmtihan Dünyası” cümlesini defalarca kullandığı halde, ilaç kullanmadan duramayan insanların, hayata bakışlarında ki çelişkiyi anlatmak için kaleme alınmış bir kitaptır.
Hayat yolunda hepimiz sıkıntılar yaşarız. Tüm bu sıkıntıların hayatın – imtihanın bir parçası olduğunu ne kadar çok unutursak, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://kitap.saitcamlica.com/wp-content/themes/sckitap/images/stresliiman.jpg"><img class="alignleft" title="Stresli İman" src="http://kitap.saitcamlica.com/wp-content/themes/sckitap/images/stresliimank.jpg" alt="" width="118" height="164" /></a>Bu kitap bir “iman” sorgulama kitabı değildir. İnançlı bir insanın stres karşısında ki tutumunu sorgulamak için yapılmış bir çalışmadır.</p>
<p>“İmtihan Dünyası” cümlesini defalarca kullandığı halde, ilaç kullanmadan duramayan insanların, hayata bakışlarında ki çelişkiyi anlatmak için kaleme alınmış bir kitaptır.</p>
<p>Hayat yolunda hepimiz sıkıntılar yaşarız. Tüm bu sıkıntıların hayatın – imtihanın bir parçası olduğunu ne kadar çok unutursak, o kadar çok bunalımlar yaşıyoruz.</p>
<p>Hastalıklar hayatın – imtihanın bir parçasıdır.</p>
<p>Kanser, verem, ülser olmak hayatın – imtihanın bir parçasıdır.</p>
<p>Bir kaza sonucu sakat kalmakta hayatın – imtihanın bir parçasıdır.</p>
<p>Evlat acısı hayatın – imtihanın bir parçasıdır.</p>
<p>Fakirken zengin olmak hayatın – imtihanın bir parçasıdır.</p>
<p>Zenginken fakir düşmekte hayatın – imtihanın bir parçasıdır.</p>
<p>Ulaşmak istediğimiz hedeflere ulaşamamak da.</p>
<p>Bir sınava girip o sınavı kaybetmekte hayatın – imtihanın bir parçasıdır</p>
<p>Tüm bu ve benzeri sıkıntılara sabretmek “imanın bir parçası” değil midir? İmanımız stresli ise, hayatımız da stresli geçiyor.</p>
<p>Bu kitap yaşadığımız dönemin en önemli sorunlarından biri olan “Stres” üzerine düşünülerek meydana gelmiş bir çalışmadır. Strese giren insan imansız değildir elbette. Ancak tutunduğumuz iman dalı bizi hayatın sıkıntılarından (stresten) çıkartamıyorsa, iman dalına ne kadar sağlam tutunduğumuzu sorgulamak zorundayız.</p>
<p>Sait ÇAMLICA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitap.saitcamlica.com/stresli-iman/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>13</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Öğretmen Tohumda Ormanı Görmeli</title>
		<link>http://kitap.saitcamlica.com/ogretmen-tohumda-ormani-gormeli/</link>
		<comments>http://kitap.saitcamlica.com/ogretmen-tohumda-ormani-gormeli/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Apr 2010 21:47:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitaplar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitap.saitcamlica.com/?p=9</guid>
		<description><![CDATA[İlkokul sıralarında “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuyla karşılaşırız hep. Öğretmen, doktor, mühendis gibi cevaplar veririz.
İlkokul yıllarında en büyük hayalim öğretmen olmaktı. Ortaokul ve lise yıllarımda rüyalarımda bile öğretmen olmanın hayalini görüyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim. Tüm öğretmenlerim alacağım puanla öğretmenliğe değil, mühendislik veya doktorluğa gitmemi söylüyorlardı. Ama hayalimdeki mesleği, öğretmenliği istiyordum sadece…..
Bu paragrafı okuyan ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://kitap.saitcamlica.com/wp-content/themes/sckitap/images/ogretmen.jpg"><img class="alignleft" src="http://kitap.saitcamlica.com/wp-content/themes/sckitap/images/ogretmenk.jpg" alt="Öğretmen Tohumda Ormanı Görmeli" width="118" height="164" /></a>İlkokul sıralarında “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuyla karşılaşırız hep. Öğretmen, doktor, mühendis gibi cevaplar veririz.</p>
<p>İlkokul yıllarında en büyük hayalim öğretmen olmaktı. Ortaokul ve lise yıllarımda rüyalarımda bile öğretmen olmanın hayalini görüyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim. Tüm öğretmenlerim alacağım puanla öğretmenliğe değil, mühendislik veya doktorluğa gitmemi söylüyorlardı. Ama hayalimdeki mesleği, öğretmenliği istiyordum sadece…..</p>
<p>Bu paragrafı okuyan ve beni lise yıllarımdan tanımayan birisi iseniz, “Helal olsun! Hayallerinin peşinde koşmuş, idealist bir insan” dersiniz muhtemelen. Ama beni tanıyan bir lise arkadaşım, ya da lise yıllarımdan bir öğretmenim iseniz “Yalancıya bak! Sanki bilmiyoruz okuldaki yaramazlıklarını?” der ve gülersiniz.</p>
<p>Öğrencilik yıllarım, birçok lise öğrencisinin de olduğu gibi, yaramazlıklarla geçti. Hatta “öğretmen bedduası almış” bir öğretmenim!</p>
<p>Galiba lise sondaydık. Bir gün Salih AY hocam bana nasıl kızmışsa “811 Sait Çamlıca! Bu bir bedduadır. Sana beddua ediyorum. Allah seni öğretmen yapsın!” dedi. Nasıl da kızmış, nasıl da içten “beddua!” etmişse ben öğretmen oldum! Bazen sınıfta öğrencilerime çok kızdığım zaman, tam sinirlenmek üzereyken, Salih hocamın bedduası gelir aklıma! Umarım bana hakkını helal etmiştir? Keşke hepimiz o kadar sabırlı olabilsek. En sinirli anımızda bile beddua eder gibi dua edebilsek.</p>
<p>Öğretmenlik hiç aklıma gelmeyen mesleklerden birisiydi. Eğitim fakültesi öğrencisi olduğum halde, üniversite son sınıfa kadar öğretmenlik yapmayı düşünmüyordum bile. Üniversite son sınıfa geldiğimizde bir öğretmenime o kadar kızdım ki, öğretmenlik yapmam gerektiğine karar verdim.</p>
<p>İyi ki kızdırmış beni üniversitedeki hocam!</p>
<p>İdeolojik tartışmaların alevlendiği 1996 – 2000 yıllarında geçen Üniversite öğrenciliğim sırasında tanık olduğum bir öğretmenimin tavırları yüzünden öğretmen olmam gerektiğine karar verdim.</p>
<p>Bir yalanı öğrencilerine anlatırken tebessüm ederek nasıl inandırdığına şahit olunca hayretler içerisinde kaldım. “İki artı iki beş eder” cümlesi kadar bariz bir yalanı tatlı dil ve tebessümünün arasına sıkıştıran hocamıza hayret ettiğim kadar, yirmi yaşını geçmiş üniversite okuyan sınıf arkadaşlarımın önemli bir kısmının bu yalana nasıl inandığına da şaşırıyordum.</p>
<p>Bir öğretmenin sınıfa, dolayısıyla topluma etkisini bu kadar net bir şekilde görünce öğretmen olmam gerektiğine karar verdim.</p>
<p>2000 yılında üniversiteyi bitirdim ve hala öğretmenlik yapıyorum. Allah beni “eğitim faaliyetleri” dışında bir iş yapmak zorunda bırakmasın.</p>
<p>Bu kitap çalışmamda öğretmenlikle ilgili yazılarım var.</p>
<p>Teşekkür</p>
<p>Okulun en yaramaz sınıfına, okulun en güzel mezuniyet gecesini hazırlatan değerli hocam Muzaffer Eyimaya hocama teşekkür ederim.</p>
<p>Okul kantininde “çay içer misiniz oğlum?” diyerek, yaramazlıklarımız dışında bizimle ilgilenen hocama da teşekkür ederim.</p>
<p>Okul yolunda yanıma yaklaşıp “Hayırdır Sait, bir sıkıntın mı var?” diye hal hatır soran hocama da teşekkür ederim.</p>
<p>Okul sıralarında bizimle arkadaş olarak ilgilenen, sınıf içinde veya sınıf dışında bize destek olan tüm öğretmenlerime teşekkür ediyorum.</p>
<p>Dört yıllık üniversite hayatım boyunca tanışmış olmaktan gurur duyduğum, bana dersten çok hayata dair dersler veren, hayata bakış açımı yönlendiren değerli hocam Prof. Dr. Mustafa KAÇALIN Bey’e teşekkür ederim.</p>
<p>www.saitcamlica.com sitesini yapan ve geliştiren, “Okuyorum o halde varım!” kitabımın ve elinizdeki “Öğretmen, tohumda ormanı görmeli” kitabının grafik çalışmalarını yapan Sevgili öğrencim Ceyhun KOCAL’a (www.cyhn.net) teşekkür ederim.</p>
<p>Seminerlerime destek olan sevgili dostum Mustafa YEŞİLTAŞ Bey’e ve www.medeniyetocagi.org ekibine de teşekkür ederim.</p>
<p>Köşe yazarlığına başlamama vesile olan www.haber7.com sitesinin Genel Yayın Yönetmeni Sevgili Ünal TANIK Bey’e teşekkür etmeden “teşekkür” faslını bitirmem ayıp olur.</p>
<p>Sait ÇAMLICA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitap.saitcamlica.com/ogretmen-tohumda-ormani-gormeli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Okuyorum O Halde Varım !</title>
		<link>http://kitap.saitcamlica.com/okuyorum-o-halde-varim/</link>
		<comments>http://kitap.saitcamlica.com/okuyorum-o-halde-varim/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Apr 2010 21:46:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitaplar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitap.saitcamlica.com/?p=7</guid>
		<description><![CDATA[Yirmi beşli yaşlarda ölüyor, yetmişli yaşlarda gömülüyoruz…
Çünkü okumayı bırakmak, birazcık ölmektir…
Yaşıyor musunuz?
İnsan nasıl bir varlıktır?
Hayvandan ayrılan özelliği nedir?
Bu dünyaya niçin gelmiştir insan?
Yaşamak nedir?
Şu sokaklarda koşuşan insanlar nereye gider?
Nereden geliyorlar telaşlı telaşlı?
Düşünen insanların beynini kemiren soruları sıralayarak bitirmeniz imkânsızdır. Soruların tespiti yetmiyor… Soruların cevaplarını bulamamanın verdiği sıkıntıyı kim ve nasıl dindirecek?
İnsanlık var oldu olalı neredeyse hep [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://kitap.saitcamlica.com/wp-content/themes/sckitap/images/okuyorum.jpg"><img class="alignleft" src="http://kitap.saitcamlica.com/wp-content/themes/sckitap/images/okuyorumk.jpg" alt="Okuyorum O Halde Varım" width="118" height="164" /></a>Yirmi beşli yaşlarda ölüyor, yetmişli yaşlarda gömülüyoruz…</p>
<p>Çünkü okumayı bırakmak, birazcık ölmektir…</p>
<p>Yaşıyor musunuz?</p>
<p>İnsan nasıl bir varlıktır?</p>
<p>Hayvandan ayrılan özelliği nedir?</p>
<p>Bu dünyaya niçin gelmiştir insan?</p>
<p>Yaşamak nedir?</p>
<p>Şu sokaklarda koşuşan insanlar nereye gider?</p>
<p>Nereden geliyorlar telaşlı telaşlı?</p>
<p>Düşünen insanların beynini kemiren soruları sıralayarak bitirmeniz imkânsızdır. Soruların tespiti yetmiyor… Soruların cevaplarını bulamamanın verdiği sıkıntıyı kim ve nasıl dindirecek?</p>
<p>İnsanlık var oldu olalı neredeyse hep aynı sorular kemiriyor düşünen insanın beynini. Soru sormak ve sorulara cevap aramak için felsefe yapmak zorunda olmadığınız gibi filozof olmak zorunda da değilsiniz. Okuyan, düşünen ve gören her insan soru sorar, sorunları görür ve çözüm aramaya başlar.</p>
<p>Bu çalışmada böyle bir süreçten ve süzgeçten geçerek oluştu.</p>
<p>“İnsanlık öldü mü?” sorusunu bu kadar çok sormak zorunda kaldığımız bir dönemi hiç yaşadı mı bu millet? “İnsanlık ayağa kalk!” diye feryatların bu kadar yükseldiği bir dönem hiç yaşamadık biz tarih boyunca!</p>
<p>“Ne olacak bu memleketin hali?” sorusunu kahve köşesindekilerde, esnafta, öğretmende, işçide soruyor. Herkesin bir cevabı mutlaka vardır. Doğru yada yanlış… Memleketin kötü halinin, bireyin kötü halinden, bireyin kötü halinin beynin boşluğundan kaynaklandığı anlatmaya çalışan bir çalışma var elinizde.</p>
<p>Herkes bakar ama herkes göremez.</p>
<p>Görenler neyi / niçin / nasıl görür? Göremeyenlerin önünde ki perde ne? Niçin göremez? Görmek için bakmak yeterli değil midir?</p>
<p>Fiziki körlük benim ve bu kitabın konusu değil elbette. Bu kitabın asıl konusu bakıp görememe sorunu.</p>
<p>“İnsanı kör eden şey gözdeki boşluk mu beyindeki boşluk mu?” sorusu ve bu sorunun cevabı üzerinde düşündürmek istiyorum sizleri.</p>
<p>Eğer tek körlük gözdeki boşluktan kaynaklansaydı insanlık bu kadar acı çeker miydi? Koyun sürüsüne dönüştürülebilir miydi insanlık? Ayaklarına pranga vurulmadan bu kadar köleleştirilebilmeyi izah etmek mümkün mü?</p>
<p>Sahi “ayağa kalk!” nidasına cevap vermek isteyenler ne yapmalı?</p>
<p>Bilgiye dayanmayan bir kalkınmanın sonu ne olur?</p>
<p>Bilgiyle şahlanmayan toplumların sonu hüsrandır. Büyük devlet, büyük millet olmak için büyük insan dolu bir toplum olmak zorundayız.</p>
<p>Tarih şahittir ki bilgiye hakim olan dünyaya hakim olmuştur.</p>
<p>Kitap bilgi, bilgi hayattır…</p>
<p>Ciğerleriniz için oksijen ne kadar önemliyse beyniniz içinde “bilgi” o kadar önemlidir. Hatta beyni bilgisiz bırakmak daha çok acı verir insana. Oksijensiz kalan insan beş dakika içinde can verir. Ama bilgisizliğin bir toplumu ne kadar olumsuz etkilediğini yaşadıklarımız bize öğretiyor. Bilgisizlik yavaş yavaş öldürür. Uzun ve sürekli çekilen acılar, kısa ve ani acılardan daha fazla sıkıntı verir insana.</p>
<p>“Ne olacak bu dünyanın hali?” değil, “Ne olacak benim halim?” demeye başlamadığımız sürece sorularımızın ve sorunlarımız cevabını bulamayacağız.</p>
<p>Medeniyeti kitaplar kurar. İnsan zihnini kitaplar inşa eder. Bilgi beynin vitaminidir. Okuyan insan, beynini geliştirir, kendini yetiştirir ve başarı yollarını keşfeder. Okumayan, beynini tembelliğe iter. Tembel zihinler, fetihler ve keşifler yapamaz.</p>
<p>Sürülerin idarecisi olmak isteyenler, okuyanlardan hoşlanmazlar. Dikkat edilirse yasaklar, daha çok ihtilallerde, sıkıyönetimlerde ve demokrasinin askıya alındığı sıralarda getirilir.</p>
<p>İnsanı diğer canlılardan farklı kılan en önemli özellik, göstereceği başarı veya başarısızlıkla sadece kendi hayatını değil, ailesinin, toplumunun, devletin veya insanlığın kaderini de değiştirebilecek kudret ve kabiliyette olmasıdır.</p>
<p>Unutmayın ki, önce insanlar bir yerlere giderler, sonra insanlığı bir yerlere götürürler…</p>
<p>Bill Gates’in ABD ekonomisine katkısını düşündünüz mü hiç?</p>
<p>Hesabını yaptınız mı?</p>
<p>Okumamak Allah’a isyandır</p>
<p>Sonradan Müslüman olan bir Alman Doktor “Okumamak Allah’a isyandır” diyor. Sonradan Müslüman olmuş ancak dinimizi bizden daha iyi anlamış. Hiç düşündünüz mü yaratıcının ilk insanı bile niçin kitapsız bırakmadığını?</p>
<p>İlk insan ve ilk peygamber Hz. Adem’in on Safalık bir kitapla vazifelendirilişi, insanların kitapsız idare edilemeyeceklerinin en açık delilidir.</p>
<p>Çocuklar okusun ama…</p>
<p>Biz millet olarak “eğitime” önem veren bir milletiz. Ancak en büyük hatamızı eğitimi “diploma” sanmamızdır. Eğitim diploma almak değildir. Kendini yetiştirme alışkanlığı kazanmaktır. “Beşikten mezara kadar ilim tahsil edin!” diyen bir Peygamberin ümmeti bu hadisten ne anlıyor acaba?</p>
<p>Dünyayı değiştirmek…</p>
<p>“Eskiler, erdemin ışığının ortalığı aydınlatması için önce devlet işlerini yoluna koyarlardı.</p>
<p>Devlet işlerini yoluna koyabilmek için, önce ev işlerini yoluna koyarlardı.</p>
<p>Ev işlerini yoluna koyabilmek için, önce kendi kendilerine çeki düzen verirlerdi.</p>
<p>Kendilerine çekidüzen verebilmek için önce düşüncelerini yoluna koyarlardı.</p>
<p>Düşüncelerine yoluna koyabilmek içinse, önce bilgi eksikliklerini giderirlerdi.” (Konfüçyüs)</p>
<p>İçinden aydınlanamayanlar dışını aydınlatamaz.</p>
<p>Bu çalışmanın içinden aydınlamaya başlayanların sayısının artmasına vesile olması temennisiyle…</p>
<p>Sait ÇAMLICA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitap.saitcamlica.com/okuyorum-o-halde-varim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>17</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklar Ayak İzlerinizi Takip Eder</title>
		<link>http://kitap.saitcamlica.com/cocuklar-ayak-izlerinizi-takip-eder/</link>
		<comments>http://kitap.saitcamlica.com/cocuklar-ayak-izlerinizi-takip-eder/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Apr 2010 21:45:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitaplar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitap.saitcamlica.com/?p=5</guid>
		<description><![CDATA[Yaralar yazıya dönüştü
Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Eğer sen bana bir yumurta verir, bende sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta, bende de bir yumurta olur. Sende bir bilgi var, bende de bir bilgi var.Ben sana bir bilgi verirsem, sen de bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://kitap.saitcamlica.com/wp-content/themes/sckitap/images/ayakizi.jpg"><img class="alignleft" title="Çocuklar Ayak İzlerinizi Takip Eder" src="http://kitap.saitcamlica.com/wp-content/themes/sckitap/images/ayakizik.jpg" alt="" width="118" height="164" /></a>Yaralar yazıya dönüştü</p>
<p>Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Eğer sen bana bir yumurta verir, bende sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta, bende de bir yumurta olur. Sende bir bilgi var, bende de bir bilgi var.Ben sana bir bilgi verirsem, sen de bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende de iki bilgi olur.</p>
<p>Konfüçyüs, bilginin paylaşarak eksilmeyen, tam aksine çoğalan bir “değer‿ olduğunu çok güzel vurguluyor. Teknolojinin gelişimiyle beraber bilginin paylaşım şekli değişiyor. “İnternet gazeteciliği ve yazarlığı‿ da son yılların en hızlı gelişen bilgi paylaşım sistemi haline geldi.</p>
<p>Meslek hayatımda aldığım notları kitaplaştırmayı hep düşünmüşümdür. “Çocuk Eğitiminde 33 hata‿ isimli kitap çalışmam, bu notlarımdan oluştu. Ancak köşe yazarlığı yapmak planlayarak geldiğim bir nokta değildi. İnternetten haber takip eden masa başı çalışanlarından birisiyken, köşe yazarlığına başladım.</p>
<p>www.haber7.com sitesinin editörü Ünal Tanık bey, bana sitesinde yer vererek böyle bir kapı açtı. Öğrenci veya velilerle yaptığım görüşmeleri yıllardır not alıyordum. Aile içi iletişim problemleri, gençlerin eğitim ve psikolojik sorunlarını dinlerken bazen ilginç bazen de hüzünlü olayları dinlersiniz. Sıcağı sıcağına kaleme sarılıp bir köşe yazısı olarak okuyucularımla paylaştığım köşe yazılarımı kitaplaştırdım. Bazen yaşadıklarından ilham alır insan, bazen yaralarından akanları kağıda döker. Yazılarımın kimisi yaşadığım ve dinlediğim olaylardan, kimisi toplumsal ve bireysel yaralardan yola çıkılarak kaleme alındı.</p>
<p>Yaralar, yazıya dönüştü anlayacağınız. Yazılar merhem olur inşallah. Sadece yayında kaldığı günler içerisinde okuyanlara değil, herkese merhem olması temennisiyle…</p>
<p>SAİT ÇAMLICA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitap.saitcamlica.com/cocuklar-ayak-izlerinizi-takip-eder/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuk Eğitiminde 33 Hata</title>
		<link>http://kitap.saitcamlica.com/cocuk-egitiminde-33-hata/</link>
		<comments>http://kitap.saitcamlica.com/cocuk-egitiminde-33-hata/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Apr 2010 21:42:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitaplar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kitap.saitcamlica.com/?p=3</guid>
		<description><![CDATA[Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler,
ya bizim ektiklerimizdendir,
yada biçmediklerimizden…
Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar. Yerleri tekmeleyerek, kendisini yerden yere atarak ağlayan ve gülen çocuklar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://kitap.saitcamlica.com/wp-content/themes/sckitap/images/33hata.jpg"><img class="alignleft" title="Çocuk Eğitiminde 33 Hata" src="http://kitap.saitcamlica.com/wp-content/themes/sckitap/images/33k.jpg" alt="" width="118" height="164" /></a>Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler,</p>
<p>ya bizim ektiklerimizdendir,</p>
<p>yada biçmediklerimizden…</p>
<p>Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar. Yerleri tekmeleyerek, kendisini yerden yere atarak ağlayan ve gülen çocuklar henüz ikiyüzlülüğün ne demek olduğunu bilmiyorlar. Günahsız melekler nereden öğreniyor ikiyüzlü olmayı da iki yüz yüzlü insanlarla dolu bir dünyada yaşıyoruz?</p>
<p>Eşrefi mahlukat (yaratılanların en şereflisi) olarak dünyaya gelen insan, nasıl oluyor da Esfele safilin (Hayvandan daha aşağı) seviyesine düşüyor. Bunun suçlusu kim?</p>
<p>Bu kadar çok kapkaççılar, sokak çocukları nereden türedi?</p>
<p>“Okulda dehşet” başlıklı haberler hepimize normal gelmeye başladı. Daha beş yıl öncesine kadar böyle haberler duymak çok zordu. Bugün neredeyse her hafta yeni bir “dehşet” haberi duyar olduk. Bu gençler nasıl bu kadar vahşi olabiliyor?</p>
<p>Doğuştan zalim insan olmadığına göre bu kadar zulüm niye çekiyor insanlık?</p>
<p>Doğuştan katil insan olmadığına göre bu kadar çok cinayet niye işleniyor?</p>
<p>Doğuştan hırsız insan olmadığına göre evlerimizde çelik kapılara rağmen niçin rahat uyuyamıyoruz?</p>
<p>Sorular, sorular, sorular…</p>
<p>Millet olarak bu hale nasıl geldiğimizi tek bir kitap çalışmasıyla anlatmak elbette imkansız. Bu günlerde geçmişteki hatalarımızın faturalarını ödüyoruz. Yarınlarımızı kurtarmak için bu günlerimizi çok iyi analiz etmemiz gerek.</p>
<p>Niçin 33 madde?</p>
<p>Son yıllarda çocuk eğitimi konusunda yayınevlerinin birçok kitap basması sevindirici bir gelişme. Bende bu kitapların önemli kısmından istifade ettim. Çalıştığım kurumlarda veli toplantıları düzenlerken bu kitaplardan aldığım notları velilerimle paylaştım. Veli toplantılarında sadece okuduğum kitaplardan aldığım notlardan değil, öğrencilerimden aldığım tepkiler ve kişisel gözlemlerimi de kullanıyordum.</p>
<p>Çok istifade ettiğim “çocuk eğitimi” konulu kitapların büyük bir kısmında hemen çocuk psikolojisi ve çocukla / gençle iletişim kurma yollarından bahsediliyordu. Bu çocukların yetiştiği ortamdan ne kadar etkilendiği ile ilgili fazla bilgi verilmemesi beni rahatsız ediyordu. “Zamane gençliği” kavramı çok kullanılıyordu. Fakat “zamane” kavramının içi doldurulmuyordu.</p>
<p>Birkaç yıl önce “Çocuk eğitimi” konulu bir konferansa hazırlık yaparken konuyu daha geniş bir perspektifle anlatmam gerektiğine karar verdim. Çocukların iç dünyalarını anlatmadan önce dış dünyalarının tasvirini yapmam gerekiyordu.</p>
<p>Her meyve içinde yetiştiği toprağın, havanın, suyun etkisinde kalarak olgunlaşır. Dünyaya küçük bir tohum olarak gelen çocuklarda çevrelerinden etkilenerek yetişiyorlar. O tohum, ekildiği topraktan, beslendiği sudan, aldığı güneş enerjisinden mutlaka etkilenecektir.</p>
<p>Çocukların yaşadığı dünyanın şartlarını, içinde yetiştikleri ülkenin sosyal gelişimini / değişimini mutlaka gözler önüne sermeliydim. Bu yeterli değildi elbette. Eğitim sistemi, değişen mahalle kültürü, bozulan komşuluk ilişkileri, iletişimin koptuğu aile ortamını da işlemem gerekiyordu. Bir olaya ne kadar geniş bir çerçeveden bakarsanız o kadar fazla ayrıntı görürsünüz.</p>
<p>Konferanslarımda anne babalara çocuklarının yetiştiği çevreyle ilgili fotoğraflar tasvir etmeye çalıştım. Her fotoğraf karesinde evlatlarının hangi şartlarda yetiştiğini göstermeye çalıştım. Bu kitap çalışması o konferansların bir özetidir. 33 ayrı fotoğraf karesi göstermeye çalıştım. Her fotoğrafta kendi çocuklarımızın yerini görmeye çalışmalıyız.</p>
<p>Bir ülke nüfusunun %100′ü çocuklardan oluşmamaktadır. Ancak ülke geleceğinin %100′ü çocuklardır. Bu dünya bizlere dedelerimizden miras kalmadı. Bu dünya bize çocukların emanetidir.</p>
<p>Çocuklarınız sizi yaratıcının bir emanetidir. Emanetlerinize sahip çıkın.Emanetlerimize sahip çıkabilme şuuruna ermemiz temennisiyle.</p>
<p>SAİT ÇAMLICA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kitap.saitcamlica.com/cocuk-egitiminde-33-hata/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

